Find Us

Bilgi & Rezervasyon

Huzurlarınızda Kavala

Mavi Şehir olarak da bilinen Kavala saklı bir cennet olduğu kadar aynı zamanda dinamik ve canlı bir yerdir. Bir amfi tiyatro şeklindeki bu kent adeta sahili kucaklamaktadır. Yuvalarına girip çıkan beyaz güvercinleri andıran, tahtadan yapılmış geleneksel birçok balıkçı kayığı ve teknenin demirleme limanı olan tablo gibi bir yer. Kentteki keyifli akşam gezintilerinde mola verilebilecek birçok ufak bar ve kafe görkemli antik kentten kordon boyuna kadar uzanan alanda misafirlerini bekler.

Eşsiz coğrafi konumuyla doğu ve batının kesiştiği noktada yer alan Kavala, kozmopolit yapısıyla da bu özelliğini perçinlemektedir. Bizans kalesinden aşağı doğru uzanan antik kentin Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürürken veya Osmanlı döneminden kalma taştan su kemeri ile karşılaşılınca şehrin bu özelliği daha da fark edilmektedir. Avrupa’da Hristiyanlığa ilk geçen kadın olarak bilinen Lidya’nın Aziz Pavlus tarafından vaftiz edildiği şehir olması itibarıyla da önemli bir inanç merkezidir. Yüzyıllardır Kavala’nın zenginliğini şimdilerde müze olan tütün fabrikasındaki üretime borçlu olduğu düşünülmüştür. Bu müze hem tarihsel hem de estetik değerler açısından gidip görülmesi gereken yerlerden biridir.

Deniz kenarı ve dağlarında bulunan muhteşem mekânlarla Kavala yaz ve kış turizmi için bir cazibe merkezidir. Akdeniz’de mavi şehir olarak bilinen kent bu unvanını şüphesiz ki kumsallarından almıştır. Kavala’nın arabayla birkaç dakika dışında, UNESCO Dünya Mirası listesine alınan Filippi Antik Tiyatrosu bulunmaktadır. Burası her yaz bir tiyatro festivaline bağlantı ev sahipliği yapmaktadır. Arabayla doğuya doğru yarım saatlik mesafede, Avrupa’nın en büyükleri arasında yer alan Mesta Karasu’nun oluşturduğu delta bulunmaktadır. Flamingo, karabatak, çakal, nadir rastlanan kel kartal ve daha birçok yaban hayat canlısına ev sahipliği yapan Mesta Karasu’nun doğa harikası sulak arazileri Avrupa Natura ağı kapsamında koruma altına alınmıştır. Aileler ve doğa tutkunları için kano veya doğa yürüyüşü gibi çok çeşitli etkinliklerle dolu günübirlik bir gezinti yapmak için burası kaçırılmayacak bir fırsattır.

Güneye doğru bakıldığında denizden yükselen mavi bir dağ gibi gözüken yer ise meşhur Taşoz Adası’dır. Zengin bitki örtüsü, muhteşem plajları ve arkeolojik kazı yerleriyle harika bir turistik yerdir. Biz de Taşoz Adası’nın en cezbedici yerlerinden biri olan ve Makryammos bungalovlarına ev sahipliği yapan Makryammos plajına gitmenizi öneriyoruz tabii ki (bağlantı).

Ulusal ve uluslararası arenada hakkında övgüyle bahsedilen, sanatçılara yönelik bir konaklama programı olan Lucy Sanat Evi’ne bağlantı ev sahipliği yapan Lucy Hotel’in bu anlamda sanat tutkunları için yeri ayrıdır. İlgilenen konuklarımız sanat evimizde verilen konferanslara ve sanatçıların eserlerine göz atabilirler.